İstanbul’da başlatılan “Yarenlik” projesiyle üniversite öğrencileri ile huzurevi sakinleri arasında anlamlı bir bağ kuruldu. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi öğrencileri, Göztepe Semiha Şakir Huzurevi’nde kalan yaşlı bireylerle düzenli olarak bir araya gelerek, onların hem ruhsal hem de sosyal yaşamlarına dokunuyor.
İstanbul’da kuşaklararası iletişimi güçlendirmeyi hedefleyen “Yarenlik” projesi, hem yaşlı bireyler hem de gençler üzerinde derin etkiler bırakıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Göztepe Semiha Şakir Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi arasında kurulan iş birliği, sadece bir sosyal sorumluluk girişimi değil, aynı zamanda karşılıklı empati ve sevgiye dayalı bir toplumsal dönüşüm hareketi haline geldi.
Geçmişle Hesaplaşmadan Geleceğe Umutla Bakmak
Proje kapsamında, üniversitenin özellikle hukuk fakültesinden gönüllü öğrenciler, huzurevi sakinleriyle düzenli olarak görüşüp, onlarla sohbet ediyor, anılarını dinliyor, etkinliklere katılıyor ve zaman zaman telefonla iletişim kurarak bağlarını sürdürüyor. Bu ilişkiler sayesinde yaşlılar geçmişe takılıp kalmak yerine “anda kalmayı” öğreniyor, hayatın içindeki yerlerini yeniden keşfediyor.
Göztepe Semiha Şakir Huzurevi Müdürü Emel Miroğlu, projenin çıkış noktasını şöyle özetliyor:
“Yaşlılarımız yalnız kaldıklarında ya geçmişle hesaplaşıyor ya da gelecek kaygısına düşüyorlar. Biz onların anda kalmalarını, yaşam enerjilerini korumalarını istiyoruz. Atölyelerle ve bu yarenlik sistemiyle onları motive etmeye çalışıyoruz. Bu bir dostluk değil sadece; bu, yaşlı bireyin güçlendirilmesine yönelik bir sevgi ilişkisidir.”
“Yaren” Demek Sadece Sohbet Değil, Duygudaşlık Demek
“Yarenlik” projesi, sadece sohbet etmek ya da vakit geçirmekten ibaret değil. Proje, gençlerin yaşlı bireylerin duygu dünyalarına dokunmalarını, onlarla duygudaşlık kurmalarını sağlıyor. Müdür Miroğlu’nun ifadesiyle, yaşlıların gözlerindeki ışık yeniden parlıyor:
“Bir yaşlımız süslenip püslenmişse biliyorum ki yarenini bekliyordur. Bu bizim için çok değerli. 'Etkinliğe katılır mısın?' sorusuna olumsuz yanıt veren biri, bir gün yoga atölyesinde, ertesi gün resim etkinliğinde karşımıza çıkabiliyor. Çünkü yareninin varlığı ona moral veriyor.”
Dede-Torun İlişkisine Dönüşen Yarenlik
Projenin hem yaşlılara hem de öğrencilere dokunan yönleri dikkat çekiyor. Hukuk Fakültesi öğrencilerinden Zehra Ceren, yarenliği şu sözlerle tanımlıyor:
“İlk başta sadece bir sohbetti. Ama zamanla bu bağ dede-torun ilişkisine dönüştü. Hayri Amca’ya her şeyi anlatıyorum. Danışıyorum. O da bana öğüt veriyor. Biz gerçekten birbirimizin hayatına ilaç olduk.”
Bazı öğrenciler, yarenlerinin hayat hikayelerinden aldıkları ilhamla aile bağlarının kıymetini yeniden keşfettiklerini söylüyor. Kimi öğrenciler için bu, hayatlarında ilk kez bir yaşlı bireyle bu kadar derin bir bağ kurmak anlamına geliyor. Çoğu öğrenci ise projenin bitiminde de ilişkilerini sürdürmeyi planlıyor.
70 Gönüllü Öğrenciyle Genişleyen Proje
Projenin akademik koordinasyonunu yürüten İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Arzu Öztürk, projenin gençlerin empati yeteneklerini geliştirdiğini ve yaşlı bireyleri anlamalarına büyük katkı sunduğunu belirtti. Öztürk, şu ifadelere yer verdi:
“Gençlerimiz çekirdek aile yapısında, büyüklerinden uzak büyüyor. Bu proje sayesinde yıllardır görmedikleri büyükanne ve büyükbaba figürlerine kavuşmuş gibi hissediyorlar. Empati kuruyorlar, geçmişle bağ kuruyorlar ve kendi hayatlarını sorgulama fırsatı yakalıyorlar.”
Huzurevi Sakinleri: “Gelecek Haftayı Dört Gözle Bekliyoruz”
Projenin bir diğer önemli ayağını ise huzurevi sakinlerinin geri dönüşleri oluşturuyor. Sakinler, yarenlerini heyecanla beklediklerini, onların gelişiyle moral bulduklarını ve yeniden değerli hissettiklerini belirtiyor.
“Torun gibiler, arkadaş gibiler... Geldiklerinde içimiz açılıyor. Sohbet ediyoruz, gülüyoruz, anılarımızı anlatıyoruz. Onlar da bizi dinliyor, anlıyor.”
Bu karşılıklı etkileşim, yalnızca yaşlıların değil, gençlerin de iç dünyasında iz bırakıyor. Proje, sadece bir “ziyaret” olarak kalmıyor; sevgiye, güvene ve hayat enerjisine dayalı bir iyileşme sürecine dönüşüyor.
Yıllara Hayat Katmak
“Yarenlik” projesi, yaşlanmayı bir yalnızlık süreci olmaktan çıkarıp, yeniden anlam ve bağ kurma dönemi haline getiriyor. Göztepe Semiha Şakir Huzurevi’nde başlatılan bu gönül köprüsünün, Türkiye’nin dört bir yanına örnek olması hedefleniyor. Çünkü kimi zaman bir tebessüm, bir hatır sorma ya da sadece bir “dinlemek” bile insan hayatında çok şey değiştiriyor.v