Terk edilmiş evler ve sessizliğe bürünmüş manzaralar, Sazak Köyü yolunu farklı kılıyor. Rotanın zorlu virajları ve etkileyici dokusu, fotoğrafçılar ve motosiklet sürücüleri için çekici bir güzergâh sunuyor.

Sazak Köyü Yolu: Nefes Kesen Manzaralar Eşliğinde Hayalet Köye Macera Dolu Bir Sürüş!

Antalya’nın batısında, Tekirova'nın eteklerinde gizlenmiş bir rota: Sazak Köyü yolu… Yarımadanın kıyılarını yalayan Akdeniz’in mavilikleriyle çevrili bu unutulmuş güzergâh, sadece bir yolculuk değil; doğanın büyüleyici sessizliğiyle iç içe geçmiş, zamanın durduğu bir deneyim vadediyor.

Manzara: Denizle Dağın Arasında Bir Görsel Şölen

Sazak’a giden yol, ilk andan itibaren doğa severleri cezbetmeye başlıyor. Tekirova’dan çıkıp Olimpos Beydağları Milli Parkı sınırlarına girdikten sonra zeytin ve çam ağaçları arasından kıvrıla kıvrıla ilerleyen stabilize yolda, her viraj ayrı bir kartpostal gibi. Güzergâh boyunca zaman zaman karşısına çıkan panoramik Akdeniz manzarası, berrak denizi ve ufukta süzülen tekneleriyle ziyaretçiyi büyülüyor.

Rotanın en etkileyici noktalarından biri, Phaselis Antik Kenti’nin yukarıdan izlenebildiği bölüm. Burada kısa bir mola vermek, hem manzaranın tadını çıkarmak hem de fotoğrafçılar için altın değerinde kareler yakalamak için ideal.

Yol Koşulları: Sakinlik Arayanlara, Hazırlıklı Maceraperestlere

Ancak bu eşsiz güzellik, bir o kadar da dikkatli bir sürüş gerektiriyor. Yol, asfalt değil; çoğunlukla toprak ve taş karışımı stabilize. Özellikle yağışlı havalarda zemin çamurlaşıyor ve kayganlaşıyor. Standart bir binek araçla çıkmak mümkün olsa da SUV ya da arazi aracı tercih etmek çok daha güvenli. Yol boyunca herhangi bir tabela ya da yönlendirme de bulunmadığı için, GPS cihazlarının ya da çevrimdışı haritaların önceden ayarlanması öneriliyor.

Ayrıca bölgede telefon sinyali zaman zaman kesilebiliyor. Bu nedenle yola çıkmadan önce güzergâh hakkında bilgi sahibi olmak ve gerekirse yerel halktan yönlendirme almak akıllıca olacaktır.

Sazak Köyü: Sessizliğin İçinde Terk Edilmiş Bir Yaşam

Yolun sonunda ulaşılan Sazak Köyü, bugün bir "hayalet köy" olarak anılıyor. Yüz yıl öncesine kadar yaşamın sürdüğü, Rum ve Türk halkların birlikte var olduğu bu eski yerleşim, zamanla tamamen terk edilmiş. Harabeye dönmüş taş evler, yıkılmış çatıların arasından süzülen gün ışığı ve çevresini saran mutlak sessizlik, ziyaretçide hem hayranlık hem de hüzün duygusu uyandırıyor.

Köyde herhangi bir güvenlik önlemi ya da ziyaretçi altyapısı yok. Dolayısıyla harabeler arasında dolaşırken dikkatli olmak gerekiyor. Yapılar oldukça eski ve bazıları çökme riski taşıyor. Uzak mesafeden izlemek ya da köye giriş yaparken son derece temkinli davranmak önemli.

Fotoğrafçılar İçin Altın Noktalar

Gerek yol üzerindeki manzaralar gerekse köyün kendine has atmosferi, fotoğraf tutkunları için tam bir hazine. Özellikle gün doğumu ya da gün batımı saatlerinde, altın ışıkla yıkanan taş yapılar ve çam ormanları arasında oluşan kontrast, etkileyici kareler yakalamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Sessizliğin ve Manzaranın Ardında Bir Yolculuk

Sazak Köyü’ne giden yol, yalnızca bir lokasyona ulaşmak değil; bir zamanlar yaşamın sürdüğü ama artık sadece rüzgârın ve doğanın hüküm sürdüğü bir dünyaya açılan kapı. Bu rota, doğayla baş başa kalmak, kalabalıktan uzaklaşmak ve görsel olarak doyurucu bir deneyim yaşamak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktası.

Ancak bu yolculuğa çıkmadan önce fiziksel koşullara hazırlanmak, güvenliği ön planda tutmak ve doğaya saygıyı elden bırakmamak şart.

Kaynak: Haber Merkezi