Hazırlayan: İzmir Müftülüğü Vaizesi Fatma Özmen Ergen

Ayet-i Kerime

"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir." (Nisâ, 4/1)

Hadis-i Şerif

Enes b. Mâlik'in (r.a.) işittiğine göre, Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kim rızkının bollaştırılmasını ya da ecelinin geciktirilmesini arzu ediyorsa, akrabalık bağlarını korusun." (Müslim, Birr, 20; Buhârî, Edeb, 12)

Dua

Rabbim! Beni naîm cennetine girenlerden eyle. (Şuarâ, 26/85)

Sohbet

Sıla-i rahim; kan bağı ve evlenme yoluyla oluşan akrabalara iyilikte bulunmak, onlarla ilişkileri sürdürmek, ilgilenmek, ziyaret etmek ve onların haklarını gözetmek demektir. Akrabalık bağı insanın yaşamında kurduğu ve sürdürmesi gereken en önemli bağlardan biridir. Zira sağlıklı bir iletişim aileden ve akrabalardan başlayarak toplumun tüm kesimlerine yayılır. Dolayısıyla toplumdaki sevgi, saygı, merhamet ve güven gibi birçok ahlâkî ilkelerin temelleri aile ve akraba ilişkilerinde atılır.

Sahabeden bir zat Peygamber Efendimize (s.a.s.) gelerek; "Ey Allah'ın Resûlü! Ben akrabamla ilişkilerimi sıcak tutmaya çalışıyorum, onlarsa beni arayıp sormuyorlar. Onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar." dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.s.), o sahabeye, akrabalarına her şeye rağmen güzel davranmaya devam ettiği sürece Allah'ın yardımının kendisiyle olacağını bildirdi (Müslim, Birr, 22). Zordur gelmeyene gitmek, kötülük yapana iyilikte bulunmak! Ancak akraba ilişkilerinde en büyük erdemin, iyilik yapmayana iyilikte bulunmak olduğunu ifade eden Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: "Sıla-i rahim yapan, akrabasından gördüğü iyiliğe iyilikle karşılık veren kimse değil, akrabası kendisine iyiliği kestiğinde dahi onlara iyilik yapandır." (Buhârî, Edeb, 15)

Dinimizde sıla-i rahim bir ucu Rahman ve Rahim olan Yüce Allah'a uzanan son derece kıymetli ve anlamlı olan akrabalık ilişkileridir. Rabbimizin merhametine mazhar olmanın yolu, akrabalarımızla olan ilişkilerimizi sürdürmekten geçmektedir. Zira Cenab-ı Hakk'ın akrabayla olan irtibatı kesen kullarından rahmetini esirgeyeceği (Ebu Dâvûd, Zekât, 45) ikazı bu gerçeğe işaret etmektedir. Resûl-i Ekrem (s.a.s.) de akrabalarla irtibatı devam ettirmenin Allah'a ve ahirete imanın gereği olduğunu (Buhârî, Edeb, 85) buyururken, onlarla ilişkiyi kesenlerin de cennetten mahrum kalacağını (Müslim, Birr, 19) ifade ederek akrabalarımızla olan hukukumuzun uhrevi sonucuna dikkatimizi çekmektedir.

Sıla-i rahim bağını güçlü tutmak aynı zamanda kendimizi güvende hissetmemizi sağlayacaktır. Zor anlarımızda en yakınlarımızın yardımımıza koşacağını bilmek, ilgilerini ve merhametini hissetmek, bizi hayata karşı daha güçlü kılacaktır. Peygamber Efendimiz de yetim kaldığında, en yakın akrabaları onu koruyup gözeterek kol kanat germişlerdir. O da büyüdüğünde yakınlarına karşı daima vefakâr davranmış, her fırsatta onlara hürmet göstererek hayırla yad etmiştir. Peygamberlikle müjdelendiği, ilk vahye muhatap kılındığında, titreyerek eşi Hz. Hatice'den üzerini örtmesini istediğinde, eşi ona "Hayır, korkma! Vallahi Allah seni asla utandırmaz. Çünkü sen akrabalarını gözetirsin." diyerek bu gerçeği hatırlatmıştır (Buhârî, Bed'ü'l-vahy, 1).

Akrabalarımızı sık sık ziyaret edemesek dahi, günümüzün teknolojik imkanlarını kullanarak uzakları yakın eyleyelim. Onlarla irtibatımızı devam ettirmenin Allah'ın emirlerinden olduğu bilinciyle hareket edelim. Rabbimizin rızasını kazanmak için gelmeyene gidelim. Aramayanı arayarak, iyilik görmesek de iyilikte bulunmaya gayret edelim. Sevinç ve kederlerini paylaşarak, darda kaldıklarında yardımlarına koşalım. Ziyaret ederek hal ve hatırlarını soralım. Evlatlarımıza da sıla-i rahim bilincini aşılayarak akraba hukukuna dikkat etmenin önemini bizzat uygulayarak örnek olalım. Yüce Yaratıcımızla güçlü ve güzel bağ kurmanın yolunun akrabalarımızla kurulan bağdan geçtiğini unutmayalım.

Fetva

Akrabalık ilişkilerini kesecek bir vasiyet uygulanabilir mi?

Dinimiz, yakınları arayıp sormayı, uzakta olanları imkân nispetinde ziyaret etmeyi, muhtaç olanlara yardımda bulunmayı emreder (Buhârî, Edeb, 10-11). Bu itibarla mesela "Ben öldükten sonra amcanı ziyaret etmeyeceksin." gibi akrabalık ilişkilerini kesecek bir vasiyet geçersiz olup yerine getirilmesine çalışmak caiz değildir.

Not: Türkiye Diyanet Vakfı yayınlarından derlenmiştir.

Kaynak: Bülten