Hayvancılık sektöründe tansiyon yükseliyor. Sektör arzın azalması ve fiyatlardaki artış nedeniyle büyük risk altında. Kesimlik hayvan arzında yaşanan sıkıntıların kaynağının besicilik ithalatında yaşanan gecikme olduğunu iddia eden sektör temsilcileri, bırakın 2025 yılını, henüz 2024 yılına ait besiliklerin tesliminin bile tamamlanmadığını kaydetti. Öte yandan henüz besiliklerin teslimi yapılmadan, piyasadaki talebi karşılamak amacıyla Güney Amerika’dan 10 bin tona yakın donuk et ithal edildiği iddia edildi.
“Destekler sektöre olmalı”
Türkiye’de canlı hayvan ve et ithalatının bu denli artmasının nedeninin 15 yıl önce hayvancılık desteklerinin yanlış kişiler tarafından kullanılmasından kaynaklandığını vurgulayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal, desteklerin hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren kişilere verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Uysal, destekler verilirken hayvan varlığının artırılması ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gibi zorunlu kurallar koyulması gerektiğine de dikkat çekerek, “Bu ithalat meselesi çok uzun yıllardır var olan bir durum. 2008-2010 yılları arasında Ziraat Bankası hayvancılık yapacaklar için yüzde 0 faizli bir kredi verdi. Bunun üzerine bu sektörle hiç ilgisi olmayan birçok sektörden insan bu krediyi alıp büyük hayvan çiftlikleri kurdu. Bu çiftlikler daha çok süt inekçiliği ile ilgiliydi. Bu durumun ardından maalesef dünyadaki kriz nedeniyle o dönemde süt fiyatları yarı yarıya düştü. Fiyatlar düştüğü için bu işletmeler iflas etti ve iflastan sonra ineklerini kasaba satmak zorunda kaldılar. O zamanlar, 7 bin TL olan inekleri 2-3 bin TL’ye sattılar. Aslında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu krediyi yeni işletme kuracaklara değil, bu işle zaten hali hazırda uğraşan ve sektörle ilgili bilgisi olan kişilere vermeliydi. Bunu yaparken de bazı şartları olmalıydı. Örneğin; hayvanlarını artırması, hijyenin sağlanması, modern tekniklerin uygulanması ve hijyenik üretim için bu krediyi kullandırıp, Türkiye’deki hayvan varlığını artırmalıydı. Bunlar olsaydı kriz geldiğinde bu insanlar, ellerindeki 50 inekten 10 tanesini satar yine elinde 40 inek kalırdı ve kriz bu kadar sert şekilde sektörü vurmazdı. O hayvanlar 2009 yılında kasaba gittiği zaman Türkiye’nin hayvan varlığı azaldı. Çünkü normalde danalar kasaba verilir, inekler süt üretiminde kullanılır. Bu kez inekler kasaba verildiği için, normalde hayatı boyunca 6 kez doğum yapan inek 1 kez doğum yapıp kesilmiş oldu ve 5 kez daha doğum yapamadığı için hayvan varlığı azaldı. Bu da Türkiye’de et açığını ortaya çıkardı ve et açığı da ithalatı arttırdı. Aslında hayvancılık sektöründeki azalma hikayesi böyle başladı” diye konuştu.
“Yara hiç kapanmadı”
2011 yılından itibaren kasaplık hayvan ithalatının, karkas et ithalatının, çok çeşitli ülkelerden yapılmaya başlandığını belirten Uysal özellikle Güney Amerika’dan, Uruguay’dan, Romanya’dan, Sırbistan’dan kasaplık hayvan ve Karkas et getirilmeye başlandığını söyledi. Uysal, “Bu yara kapanmadı ve yaranın kapanması için gerekli adımlar da atılmadı. Bu yara ancak hayvan varlığının artırılması ile kapanırdı. Bunun için ise hayvancılık yapanlara uygun kredi destekleri verilmeliydi. Bu insanlar bu krediyi aldıklarında yanlış yerde kullanmazlardı, sıkı takiple birlikte hayvan varlığı artırılabilirdi. Bu hala yapılmıyor, çünkü bu ithalattan para kazanan firmalar var” dedi.
“Hayvan varlığı artırılmalı”
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, ithalatın azalması için destekleri artırması gerektiğini söyleyen Uysal, özellikle devletin ithalat yapan firmaların baskılarına boyun eğmeden, sektörde hali hazırda çalışan hayvan üreticilerini desteklemesi ve hayvan varlığını artırması gerektiğini söyledi. Uysal, veterinerlik hizmetlerinin de iyileştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “ Burada ithalat lobilerinin baskısına boyun eğmeden, üretimi desteklemek, ihracatı desteklemek gerekiyor. Bunun için de kooperatifleşmek gerekmekte. Eğer Türkiye’de her ilde ilçe bazlı kooperatifleşme yapılırsa bu işin üstesinden gelinebilir, ancak bu, hala ısrarla yapılmıyor. Hayvan varlığının azalmasına ithalat lobileri olduğu kadar buzağı ölümleri de neden oluyor. Bu noktada da veterinerlik hizmetlerinin eksikliğini görüyoruz. Yılda milyonlarca buzağının öldüğünü veterinerler hekimlerimiz söylüyor. Eğer sahada kaliteli veteriner hekimlik hizmetleri ile iyi ziraat mühendisliği hizmetleri yapılırsa, Türkiye’de hayvan ithalatı yapmaya gerek kalmaz” İfadelerini kullandı.