Kadınların iş gücüne katılımını koruyarak anneliği destekleme hedefi doğrultusunda doğum izinleriyle ilgili düzenlemeler masada. Hali hazırda kadın çalışanlar, doğumdan önce 8 hafta ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta (yaklaşık 4 ay) ücretli doğum izni kullanabiliyor. Ancak hükümet, 2025 yılını "Aile Yılı" ilan etmesinin ardından bu sürenin 6 aydan 1 yıla çıkarılması yönünde çalışma başlattı. Cumhurbaşkanlığı Nüfus Politikaları Kurulu ve ilgili bakanlıkların öncülüğünde yürütülen çalışmalarda, doğum izninin artırılması, kademeli geçiş ve esnek çalışma modelleri gibi seçenekler değerlendiriliyor. Bu adımla annelerin hem bebekleriyle daha fazla zaman geçirmesi hem de iş hayatından kopmadan süreci yönetmesi hedefleniyor. Ayrıca, babalar için tanınan 10 günlük doğum izninin de yeniden düzenlenerek uzatılması ve bakım sürecine daha aktif katılımlarının sağlanması planlanıyor.

Dilek Ete-1

Yarı zamanlı çalışma

Anne ya da baba devlet memuruysa, çocuk ilkokul çağına gelene kadar, ikisinden birine yarı zamanlı çalışma imkanı verileceğini belirten Sosyal Güvenlik Müşaviri Dilek Ete, “Bizim öngörümüze göre de günlük veya haftalık bir düzende, haftada kaç saat geliyorsa onun karşılığı bir ödeme yapılacak. Bu maaş ödemesi, yıllık izin gibi ödemeler de tıpkı özel sektörde olduğu gibi rakamı düşürecek. Kamuda işlemesi özel sektörden çok daha iyi olur çünkü özel sektörde, o kişinin yerine çalışacak birinin bulunması gibi durumlar olduğu için karşı çıkılan bir durumdur bu. Hatta genelde işverenler de hamile olan veya yeni evlenen çalışanlarının çocuk sahibi olmak istemesi nedeniyle o çalışandan kurtulmaya çalışıyorlardı. Çünkü çocuk ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma özel sektörde çok kabul edilebilecek bir şey değil. Ödemeleri de İŞKUR, anneler için asgari ücretin günlük tutarını ve saatlik rakamını bulup, kalan rakamı anneye İŞKUR ödüyor. Bu kez ise bu ödemeyi İŞKUR değil devlet yapacak” dedi. 

“Özel sektörde işlemez”

Türkiye’de şu anki iktidarın kanunen kadınların çalışmasına pek olumlu bakmadığını belirten Ete, “Özel sektörde de genellikle aynı iş yerinde çalışan kadınlara aynı anda hamilelik izni verilemeyeceği bile söylenir. Yani kanun çıkarmakta ve sınır çizmekte bir sorunumuz yok ama uygulamada sorunlarımız var. Sen kanun ile işverene, ‘Ben kanunen bu izni veriyorum, maaşı da zaten devlet veriyor sen kimsin’ dersen, işveren öyle ya da böyle, ya bir uyarıyla ya mobbingle çalışanı işten çıkarmak için her şeyi yapabilir. Kamuda belki daha zor ama özel sektörde pek işleyecek bir kanun değil. Bunun çözümü kreş sayısını artırmak olabilir” ifadelerini kullandı. 

“Tek kalemde işsiz kalınıyor”

Kadınların hamilelik izinleri ile ilgili özel sektörde yaşanabilecek sorunların önüne geçmek için devletin ciddi bir sınırlama getiremeyeceğini ve özel sektörde mobbinglerin devam edebileceğini kaydeden Ete, “İşsizliğimiz çok fazla ve işverenin her zaman için çok fazla şansı var. Yani o kişiyi çalıştırmak zorundasınızı daha İş Kanunu’yla yapamıyoruz. İşveren işçiyi iki kelime ve iki tutanakla işten atıyor ve normalde iş mahkemelerinin en fazla 1 yılda sonuçlanması gerekirken, bugün en az 2-3 yıl sürüyor ve arabuluculuk ile çözmeye çalışıyorlar. Burada da daha az paraları kabul ettirmeye çalışıyorlar. İşsizlik sorununun tüm dünya çapında çözülmesi gerekiyor ki, bu gibi kanunlar uygulanabilir duruma gelsin” diye konuştu. 

3 çocuğa 5 bin TL

Aileyi merkeze alan sosyal devlet anlayışı doğrultusunda doğum yardımları 2025 yılı itibarıyla yeniden şekillendi. 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olan uygulamaya göre, doğan çocuk sayısına göre ailelere birinci çocuk için tek seferlik 5 bin TL, ikinci çocuk için başvuru yapıldığı ay itibariyle, çocuk 5 yaşını (60 ay) tamamlayana kadar aylık bin 500 TL, üçüncü ve sonraki çocuklar için ise aynı şartlar altında aylık 5 bin TL doğum yardımı ödemesi yapılacak. Bu kapsamlı ödemeler, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu üzerinden gerçekleştirilecek. 

Kaynak: Dilek Çakır Durak