Öz güven olgusu, bireyin kendisiyle ilgili düşünceleri, bu düşüncelerin neden olduğu duyguları ve onların ifadesi olan davranışları içermektedir.

Öz güvene sahip olan birey hayatını özgürlük üzerine kurar, gerçeği arar ve davranışları önceden tahmin edilemez. Kendine güvenen kişi sevdiği zaman güvenir, güvendiği zaman ise sever. Bu tür güven her zaman canlıdır. Birey kendine güvendiği ve bu güven içinden geldiği için risk almaktan korkmaz. Öz güveni olan insan doğru şeylere güvenir ve bu doğruluk güvenini daha artırır.

Küresel toplumun çıkar grupları toplumu robotlaştırıyor, sömürüyor. Bunu, insanların özgüvenini sistematik olarak yok etmeye çalışarak yapıyor. Bu ekonomik, ideolojik, politik çıkar grupları insanları köle haline getirmek için sürekli yatırımlar yapıyor ve köleliğe bağımlı hale getiriyor.

Bu, özellikle insanların özgüvenini kasten yok etmek için yapılıyor. Çünkü özgüvenli insanlar onlar için tehlikelidir. Kendine güvenen insan bağımsızdır ve köleleştirilemez. 

Oysa bu çıkar gruplarının bağımlı insanlara ihtiyacı var ve insanları bağımlı hale getirmek için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar. Onlar herkesi çocukluktan beri korkutarak özgüvenlerini sarsmaya çalışır. Herkesin korkudan titremesini isterler, çünkü korkudan titreyen insanı kontrol etmek çok kolay bir şeydir. 

Tarih boyunca bu tür bağımlı insanlar sürekli zulüm görmeye muhtaç olduğu için kendi tiranlarını yaratmıştır. Onların Adolf Hitler, Benito Mussolini, Josef Stalin gibi patolojik diktatörlere ihtiyacı olmuştur. Bu tür diktatörler dünyayı büyük bir hapishaneye çevirmişlerdi. 

Hâlbuki kendine güvenen insan asla kontrol edilemez. Öz güvenli insan kendinden emindir, başkalarının işine karışmaz, kendi işine de karışılmasına izin vermez. O, dayatmalara boyun eğmez, başkalarının değil, kendi isteklerini yerine getirir.

Günümüzde çıkar grupları para ve güç odaklıdır. Para ve güç odaklı toplumun barbarlaşması, ilkelleşmesi kaçınılmazdır. Bu barbarlaşma, küresel topluma olan güveni sarsar, insanları güvenilmez bir hayata mecbur eder.

Bir insan kendine güvenmediğinde başkalarına da güvenemez. Bir insan sadece kendine güvendiği zaman başkalarına da güvenebilir. Toplumda güveni inşa etmenin yolu insanların özgüvenini artırmaktır.

Dünya Değişim Akademisi bu konuda çok etkili bir değişim programı sunuyor: “Özgüven Sanatı”.

Bu değişim programı bir ayda tamamlanan sekiz seanstan oluşuyor. Her bir seans kısa bir aydınlatıcı tema okunarak, sonrasında nefes tekniği ile başlıyor. Dinamik uygulanan beden hareketleri ile devam eden çalışma, kısa bir gevşeme tekniği ile son buluyor. 

Bu değişim teknikleri değişimin nasıl olacağını sorgulayan ve yöntem arayanlar için kökten bir çözüm sunmakta. Aksi halde, değişim hiçbir yöntem ve çaba olmaksızın gerçekleşemiyor.

Kendini değiştir dünyan değişsin, dünyanı değiştir dünya değişsin!